kemal karadeniz
5 Takipçi | 0 Takip
18 05 2011

Sevgiyi Anlatan Çok Anlamlı Bir Hikaye.!!

 
---SEVGİYİ ANLATAN ÇOK ANLAMLI BİR HİKAYE--
Sen sevilmekten korkuyorsun!!

- Belki…

- Neden?

-
Neden mi? Ben her insani kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani. 
Kalbimden eminim çünkü. Sevdiğim insani rahatsız edecek hiçbir şey yok 
kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle 
karsılaşacağımı. Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. Ve bilmiyorum o
insan bunlardan haberdar mı?

- Fikirlerimi alt üst ettin. Her 
şey karıştı. Sevmek sevilmek, nefret sevgi… Hatta şu ana kadar gerçekten
yaşayıp yaşamadığımı düşünüyorum.

- Aslında sana anlattığım her şeyi kendinde bulabilirsin.

- Nasıl?

- Kendini tanıyarak… Yalnız kaldığın anlarda…

- Yalnızlıktan kaçmışımdır hep…

-
Yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır. Bir düşünsene, doğarken de 
yalnızsın, ölürken de. O halde yasarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız 
değil mi?

- Yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve boşluktan başka?

-
Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir 
iç uzayın olduğunu görebilirdin. Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına 
geçip ağıt yakıyoruz… Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada 
ikinci bir insan aramazdın biliyor musun?

- Anlamadım!

- Dünyada bir tek kişi vardın aslında. O bir tek kişinin içinde beş milyar insan.

- Benliğim bu kadar kalabalık mi?

-
Evet. Benliğin tüm varlığın merkezidir. Tüm acılar ve sevinçler 
yüreğinde gizlidir senin. Ölenleri yüreğine gömdüğün gibi doğacak 
çocuğun kalbi de senin içinde atar. Hem acıyı hem sevinci yaşarsın iç 
içe, yan yana… Hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan çıkar…

- Sözlerin çok karışık.

-
Belki haklısın bu konuda. Bazı insanlar başlı başına paradokstur. 
Düşünceleri de öyle. İnsanlar paradoksal düşünmeye alışık değiller. Bu 
yüzden anlaşılmıyoruz. Zaman bir hayli ilerlemişti. Ferda izin istedi. 
Zihni o kadar dağılmıştı ki hiçbir şey söylemeden çıktı evden. Bütün 
gece boyunca Kemal’in sözleri ile uğraştı Ferda. Bazen onu anladığını 
düşünüyor, bazen saçmaladığına karar veriyordu. Her şeye rağmen 
hayranlık duyuyordu ona. Ara sıra arkadaşlarına anlatmak istiyordu onu. 
Ama kimsenin anlamayacağından emindi. Günler geçiyor, yüreğinde Kemal’e,
karşı konulmaz bir sevgi taşıdığını hissediyordu Ferda. Her geçen gün 
biraz daha büyüyordu sevgisi. Aylar geçmiş ama bir türlü ona gitmeye 
karar verememişti. Çekiniyordu. İnsanlardan bu kadar uzak biri onun gibi
deli dolu bir kızı ciddiye alır miydi? “Hiç kimse sevgiyle dirilmeyecek
kadar ölmüş değildir hiçbir zaman”. Evet, bu söz de onun değil miydi? 
Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini söylemeliydi.

Ferda Kemal’in evine gittiğinde büyük bir şaşkınlık geçirdi. Evde kimse yoktu, taşınmıştı… Evin bekçisi yaklaştı Ferda’ya:

- Kızım, adinizi öğrenebilir miyim?

- Adım Ferda, Kemal Bey taşındı mi?

-
Evet kızım, taşındı. Ve kimseye söylemedi nereye gittiğini, bana bile. 
Bir mektup bıraktı sana. Gelirse verirsin dedi. Ferda mektubu aldı. 
Tereddütlü adımlarla evine gitti. Yıkılmıştı. Derin bir boşluk hissetti 
yüreğinde. Birden ümitle doldu yüreği. Belki de onu yanına çağırıyordu.

Sabırsızlıkla
mektubu açtı. “Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama 
sevgiyi öğretebildim sana sanırım (ne kadar öğretilebiliyorsa). Dilerim 
kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir. Böylece ne
sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben seni 
kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız.”

”Sakın 
sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma. Sevgi hayatin hem çekirdeği hem 
de meyvesidir. Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir 
aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil.”

”Ey
sevgili, Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım. Sen
kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak 
istiyorum. Sen olmayacak bir barışı arıyorsun. Bense tüm kötülüklerle 
savaşmak istiyorum. Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok 
büyüdüm. Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun. Bense 
kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum. Sen bir ağacın gölgesine 
sığınıp yaşamak istiyorsun. Bense ülkemi arıyorum. Yolları aydınlık, 
insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke. Sen bende kaybolmak 
istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen susuyorsun, bense 
haykırıyorum.”

”Sakın unutma:”

” Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir. Seninle bile. (Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin?)
Kemal KARADENİZ

663
0
0
Yorum Yaz